
KIR ÇİÇEĞİM SOLDU
Ömrümün çoğunu yad ellerde geçirdim .Toprağa yaklaştıkça onun sonsuzluğuna, gönülden dostluğuna , tarifsiz kokusuna , yaşayanlarının içtenliğine özlemimiz başka oluyor. Ahmedimizin fotoğrafını çekince, sevincinden gözlerinin nasıl kısık kısık olup alnıma teşekkür öpücüğü kondurduğunu , akıllılara anlatmak zor mu zor. Delimiz bile gönül alıcı. Hayatın zorluklarına ancak, hayatı ciddiye almamaya çalışan ve her zorluktan bir espri çıkarma zekâ ve bilgeliğine sahip Hüsnü'müzün hasretini çekmek zor mu zor. Bir zamanların entelektüel, devletlû tabir edilen saygın kişilerinin taştan yapılmış, hala köşe taşlarıyla bizlere mesaj veren bakımsız konaklarının acısını anlatmak, zor mu zor. Hayatımızda, kimlik ve kişiliğimizde en belirgin yeri olan rahmetli Öğretmenimiz, müdürümüz Fevzi beyin, babamın mezar komşusu olmasının sevincini anlatmak, zor mu zor. Her ramazanda motorla gezinen davulcularla, candan espri ve sevgisiyle eşeğe binip illik çalan topal Hüseyin'i mukayese etmek zor kardeşim zor.
Zorunlu ayrılıklar oluyor bu güzelliklerden. Yine o günlerdeyim. Bir yandan özlemini çekiyorum yeşil yurdumun, bir yandan da başkentte kışın kasvet dolu, çile dolu, keşmekeşlik dolu caddelerinde gezmek zorunda kalıyorum. Tarih kokar bu stres yüklü yollar caddeler. Cumhuriyetin ilk meclisi, kalpaklı yiğitlerini arar. Düşman Polatlıya geldiğinde Kayseri'ye taşınmayı teklif edenlere ''biz buraya Yunandan kaçmaya değil gerekirse ölmeye geldik ''diyen Tunceli mebuslarını arar Ankara'nın sokakları , sessiz ve çiseleyen yağmurla ağlayarak. Mustafa Kemal'in Ulustaki heykeli eski günlerin , çileli ama bir o kadar onurlu günlerinin simgesi adeta. Kızılay'a , Meclise, bakanlıklara gider ayaklarınız alışkanlıkla. Solda Kültür bakanlığı, sağda opera binası. Büyük bir hayretle tanıdık kelimeler ilişir gözlerinize, Saray et mamulleri, benim topraklarımın beslediği sarı inekler , Çamrağın suyu ile sulanmış yemler yiyen ineklerle, emekleri alın terleri ve onurlarıyla çalışan yiğit hemşerilerimin alın terleri değerlendiriliyor. Aynı yerde Şahin sucuklarının da fabrika satışı yapılıyor. Opera Şarküteri adı. Bizim duvar ustalarımızın duayenlerinden Hacı Abinin oğulları işletiyor. Nasıl mutlu olmazsınız. Memleketimin kaderi bu açılımlarla değişecek elbette. Bir bardak çay , bir yudum su içebileceğim bir yerim var , adı kara, bahtı kara başkentimde. Dernek bile yaşatamamış insanların , hiç olmazsa geçerken uğrayıp , tanıdık iki yüz görebilecekleri bir yeri var Yeşilhisar'lımın Ankara'nın göbeğinde. Bu yazım reklam mı oldu ne. Koy ver reklam olsun, böyle ufku açık ticaret erbabım olsunda reklam olsun, benden yana helal olsun.
Operadan usul usul sıhhıyeye varmadan , bir dost sesi , kokusu gelir sanki. Derebağın derin kuyularında olimpiyat hazırlığındaki tramplencilere parmak ısırtacak kadar hünerli , becerikli atlayışlar yapan bizim Yavuz'un müfettişlik yaptığı kurum gelir sıraya. Bir yarenlik etmeden nasıl giderim. Çıkarsız sevgilerini dostluklarını yıllardır yaşadığım can arkadaşım. Anılar girer sıraya. İreşit emminin Hasan emmiye ettiği dut, tavuk kurdu şakaları, laaan Meesuuut der demez koyveririz kendimizi. Kızılay'a gelirken hangisini ziyaret edeyim dediğim , onlarca üst düzey bürokrat olmuş hemşerilerim. İnsan aşığı Ali ye uğrayıp Kardeşi Kemal'in selamımı önce olsa derken , bizim Mahir'in iş yeri geçiyor. Canım emmimoğlu. Yılların özlemi beş dakikada bitermi. Bir telefonla gündem değişir. Arayan Kalbi güzel kendi güzel , şansı ve kaderi güzel olası Yahya'mız. Emekli olmuştur, ama böyle bir beyin hiç boş kalırmı. Özel okullar müdürlük teklif ederler , hemde en büyüğü. Ortak dostumuz Mehmet Çakır'ın vefat haberini verir. Başköyümüzde yetişen bir kır çiçeği solmuş.Tırnaklarıyla , alın teriyle milli eğitim bakanlığının bakandan sonra gelen adamı olmuş, yüz akımız soluvermiş. Dizlerimin bağı çözüldü. Ne dersin, kadere inanmak inancımızın şartı. Her ölüm erken ama , kırçiçeğimin yokluğu , dayanılmaz bir acı. Şimdilik bu acıyla başbaşa kalmak , ona saygı, minnet ve ışıklı bir sonsuzluk dilemek istiyor ve siz değerli hemşerilerime veda ediyorum.
''Dağlarına bahar geldiğinde memleketimin'' buluşmak , kavuşmak üzere sonsuz sevgi , saygı ve selamlarımı sunuyorum. Hoş kalın sağlıklı kalın.
Zorunlu ayrılıklar oluyor bu güzelliklerden. Yine o günlerdeyim. Bir yandan özlemini çekiyorum yeşil yurdumun, bir yandan da başkentte kışın kasvet dolu, çile dolu, keşmekeşlik dolu caddelerinde gezmek zorunda kalıyorum. Tarih kokar bu stres yüklü yollar caddeler. Cumhuriyetin ilk meclisi, kalpaklı yiğitlerini arar. Düşman Polatlıya geldiğinde Kayseri'ye taşınmayı teklif edenlere ''biz buraya Yunandan kaçmaya değil gerekirse ölmeye geldik ''diyen Tunceli mebuslarını arar Ankara'nın sokakları , sessiz ve çiseleyen yağmurla ağlayarak. Mustafa Kemal'in Ulustaki heykeli eski günlerin , çileli ama bir o kadar onurlu günlerinin simgesi adeta. Kızılay'a , Meclise, bakanlıklara gider ayaklarınız alışkanlıkla. Solda Kültür bakanlığı, sağda opera binası. Büyük bir hayretle tanıdık kelimeler ilişir gözlerinize, Saray et mamulleri, benim topraklarımın beslediği sarı inekler , Çamrağın suyu ile sulanmış yemler yiyen ineklerle, emekleri alın terleri ve onurlarıyla çalışan yiğit hemşerilerimin alın terleri değerlendiriliyor. Aynı yerde Şahin sucuklarının da fabrika satışı yapılıyor. Opera Şarküteri adı. Bizim duvar ustalarımızın duayenlerinden Hacı Abinin oğulları işletiyor. Nasıl mutlu olmazsınız. Memleketimin kaderi bu açılımlarla değişecek elbette. Bir bardak çay , bir yudum su içebileceğim bir yerim var , adı kara, bahtı kara başkentimde. Dernek bile yaşatamamış insanların , hiç olmazsa geçerken uğrayıp , tanıdık iki yüz görebilecekleri bir yeri var Yeşilhisar'lımın Ankara'nın göbeğinde. Bu yazım reklam mı oldu ne. Koy ver reklam olsun, böyle ufku açık ticaret erbabım olsunda reklam olsun, benden yana helal olsun.
Operadan usul usul sıhhıyeye varmadan , bir dost sesi , kokusu gelir sanki. Derebağın derin kuyularında olimpiyat hazırlığındaki tramplencilere parmak ısırtacak kadar hünerli , becerikli atlayışlar yapan bizim Yavuz'un müfettişlik yaptığı kurum gelir sıraya. Bir yarenlik etmeden nasıl giderim. Çıkarsız sevgilerini dostluklarını yıllardır yaşadığım can arkadaşım. Anılar girer sıraya. İreşit emminin Hasan emmiye ettiği dut, tavuk kurdu şakaları, laaan Meesuuut der demez koyveririz kendimizi. Kızılay'a gelirken hangisini ziyaret edeyim dediğim , onlarca üst düzey bürokrat olmuş hemşerilerim. İnsan aşığı Ali ye uğrayıp Kardeşi Kemal'in selamımı önce olsa derken , bizim Mahir'in iş yeri geçiyor. Canım emmimoğlu. Yılların özlemi beş dakikada bitermi. Bir telefonla gündem değişir. Arayan Kalbi güzel kendi güzel , şansı ve kaderi güzel olası Yahya'mız. Emekli olmuştur, ama böyle bir beyin hiç boş kalırmı. Özel okullar müdürlük teklif ederler , hemde en büyüğü. Ortak dostumuz Mehmet Çakır'ın vefat haberini verir. Başköyümüzde yetişen bir kır çiçeği solmuş.Tırnaklarıyla , alın teriyle milli eğitim bakanlığının bakandan sonra gelen adamı olmuş, yüz akımız soluvermiş. Dizlerimin bağı çözüldü. Ne dersin, kadere inanmak inancımızın şartı. Her ölüm erken ama , kırçiçeğimin yokluğu , dayanılmaz bir acı. Şimdilik bu acıyla başbaşa kalmak , ona saygı, minnet ve ışıklı bir sonsuzluk dilemek istiyor ve siz değerli hemşerilerime veda ediyorum.
''Dağlarına bahar geldiğinde memleketimin'' buluşmak , kavuşmak üzere sonsuz sevgi , saygı ve selamlarımı sunuyorum. Hoş kalın sağlıklı kalın.
Mehmet ERDOĞAN
2 yorum:
Biz vatanımıza,milletimize asker olarak hizmet verdik.Bu ülkenin bir karış toprağı için can vermeyi öğrettiler .Yeminli idik.Ömrümüzün en güzel günlerini sıladan uzak geçirdik.Hasret yakamızda takılı burcu burcu kokan bir çiçekti her zaman.Ve gün geldi çiçek bahçesine geri döndük.Şimdi o çiçekleri doyasıya kokluyor,seviyor,suluyor,bakıyoruz.Çünkü biliyoruz ki oraya aitiz.Anlat Mehmet Erdoğan ,anlat.Anlat ki bizlerde senin sılanda ki o güzel çiçeklerin kokusunu duyabilelim.Yitip giden çiçeklerin güzelliğini bilelim.
Hayri Başçavuş
Aziz dost, her bir kelimesi , satırı sevgi tomurcukları, doyumsuz billur su kadar tad veren satırlarını okurken içim ürperiyor. Gelde Saygı değer annene babana ve rahmetli öğretmenimiz Ali Dalkırmaz'a minnetle şükranla teşekkür etme. Hayriciğim binlerce teşekkürler, yıllar sonra yine duygu dolu anlar yaşıyorum sayende..
Yorum Gönder