28 Nisan 2011 Perşembe

GÜZEL KARDEŞİM BENİM

GÜZEL KARDEŞİM BENİM






Bir yıl öncesi bir fotoğraf gördüm nette. İki masum Karadeniz delikanlısı yan yana duruyorlar, fındık bahçelerinde. Küçük olanı abisine dayamış sırtını. Dağ gibi gördüğü belli sürmeli gözlü abisini. Abisi de omzuna koymuş elini kardeşinin, senin için ölürüm der gibi.   Fotoğraf 
 siyah beyaz dı, ömürleri nin sonu gibi. Hiç renkli bir yaşamları olmadı ki. Çileli nesilleri tarihimizin. Hemşeri si Topal Osman gibi çephe den cepheye koşmasa da , genç cumhuriyetin başı ne zaman dara düşse, görev başındaydı Ağabey. Kıbrıs’ta Yunanın zulmünden Türk’ü kurtarmada çephe arkadaşı olduk okul arkadaşlığımıza ilave olarak . Sonra İstanbul’da birlikteydik. Bir insan bu kadar mı içten olur, bu kadar mı fedakar, bu kadar mı samimi. Her gördüğü masum, ela gözlü, güzel yüzlü delikanlıyı kardeşi Salim sanması ona hasret bir  ömür geçirmesinden di Ömer’imizin 

Emekli olup koca şehre yerleşir, ama yaylalarındaki nemli ama, sevda, hasret, yokluk, sevgi olup esen rüzgarların yanıydı yeri. Dost kardeş arkadaş ve yurt özlemi baş edilmez bir isteğiydi yufka yüreğinin. Fındık bahçelerinde binlerce çocukluk anılarını özlüyor, ahd ediyordu, gidecekti anılarına ve kardeşine kavuşacağı şehre. Anne baba   mezarını  

ziyaret  en güzel hayalleri idi .

Salim Çukurova’nın sıcak şehirlerinin birinde memur olmuş ama hastadır . . Onulmaz hastalıktır derdi. Çaresizlik girdabı Ömer'i de alır . Haktan geldi ne deyim dese de, içi içini yer.    En çok kardeş hasretiyle geçen ömrüne kahreder. Yaradan alıverir kardeşini elinden. Bu acıya yürek mi dayanır, dayanır mı Ömer’imin kuş yüreği kadar hassas yüreği. Kahrından kendisi hasta olur. Kardeşi Salim’in hasreti, ona olan sevgisi,'' vermem seni ellere'' diyen topraklarının türküsü onulmaz hastalığa düşürür bu fedakar canı. O bakmaya doyamadığı kardeşinin fotoğrafı altına iki cümle yazabilir sadece. “GÜZEL KARDEŞİM BENİM”. Daha ötesini yazamaz elleri, söyleyemez dilleri. Çok etkilendim bu sözcüklerden. 

''-- Gönlü güzel Ömer’im, birliktelikler kısada olsa , uzunda olsa bu güzel duyguları yaşamak bile yaradan ın lütfudur. Güzel kardeşim diyebilmek.. Basit çıkarlarla bu duyguları yaşayamayan bunca insan arasında, en güzel insani duygu olan kardeşe sevgi ve özlemi yaşamak senin gibi gönlü güzellere özgüdür. Ancak kendini bu duyguların esiri yapmadan. Allah bu duygulardan kimseyi yoksun etmesin. Bir gül ömrü kadar olan ömrümüzde sağlık  sevgi hiç eksilmesin, sana ve ailene sabır,kardeşine de ışıklı bir sonsuzluk diliyorum, canım kardeşim'' diye yüreğimden seslendim. Bu satırlar etkilemiş olmalı ki, biraz dertleşmeden sonra sevgi ve mutluluk dolu güzel sözler etti, Huzurlu mutlu ailesi onun sevgi ve merhamet dolu yüreğinin isyanlarına engel değildi. Bir yandan hastadır ama bir yandan yurt sorunları ilede ilgilenişi, hayata tutunma gayretleri umudumuz oldu. Onu yüreklendirmek için tüm arkadaşları seferber olduk. Telefonlar ettik, yazılar yazdık yüreğimizden gelen.
Bir süredir nette görmeyince aklımdan çıkmayan korkum yüreğimi kapladı. Telefon bile etmeye cesaret edemez oldum. Taa ki bir dosttan haberini alana kadar. Haber iki satırdı ve kaybettik diyordu Ömer’imizi. ''Vermem seni ellere'' derken, sazı bir yana, sözü bir yana düştü yiğidimin. Artık benim için Ordu’nun dereleri yukarıda aksa , aşağıda aksa fark etmez, sensiz Ordu'nun anlmımı olur. Akacak sonsuzluğa kadar bu dereler, kahrından bizde geliveririz yanına bir gün ansızın, bu dereler akacak yine. Selamımı götür, Ahmed’ime, Muammer’ime, Şenol’uma , Açıkel’ime, Mevlüd’üme, İsmet’ime ve diğer dostlara. Sizsiz bir yanı eksik, bir kanadı kırık bizimkilerin de, Ruhunuz şad olsun, geride kalanlarınıza sabırlar diliyorum. Bizler yaşadıkça hep yanınızdayız, bilesiniz , canların canları


Mehmet Erdoğan


Yeşilhisar  29 Nisan 2011