26 Eylül 2018 Çarşamba

KARTAL BAKIŞLI MUSTAFA'YI TANIRMISINIZ ?

SAHİ , YAŞAMAK KOLAY MI GARİBE , KİMSESİZE? Küçükken bağ bahçe aralarında gezerdi, elinde kuş lastiği, bir ayağı aksak. Su arklarına düşerdi bazen, ama çevik ve atikti, çıkıverirdi düzlere. Dut mevsimini severdi en çok. Tam olgunlaşmadan , sığırcıklar dolardı tepesine dut ağaçlarının. Biz siftah etmeden yerle bir ederlerdi, kış boyu rüyalarımıza giren dutları. Kuş lastiğini kapıp giderdi Mustafa sığırcık avına. Çok iyi atıcıydı. Boşa sallamaz dı lastik ayadaki çakıl taşlarını. Pıt pıt düşerdi sığırcıklar . Can havliyle, ölüm telaşıyla çalı diplerine kaçarlardı vurulanlar. Onları bulmak , toplamak Mustafa için kolaydı. Bir iki çalı, diken sıyrıklarının ne önemi vardı ki.? Abisi henüz şehit olmamıştı. Sığırcığı birlikte yolar, temizler ve analarına teslim ederlerdi. Bir öğün kaygısı daha biterdi yuvada.

Çocuktu ama , yetişkinlerin bile korkulu rüyasıydı Mustafa. Göz arardı, boş boş bakan. Boş bir bakış yakaladı mı , yıldırır dı , perişan ederdi yakaladığını . Onun gözünde herkes hasımdı. Ama bazıları, kalbindeki kara listeden asla silinmedi. Ömrünce onlara öfkeli, kinli bakarak öpücükler yollardı. Bir pundunu bulup neden olduğunu bilmediğimiz hıncını almak isterdi. Hacasan, derdi, Adem derdi, Hamdi derdi ,yıllar önce vefat eden Eşkinin Salif derdi , değişik sıfatlar vererek. Kimi günler karakola gider şikayet ederdi onları. İki bileğini biri birine çatar, o gün ki hasmını kelepçeleteceğini anlatırdı önüne gelene.

Soğuk kış günleri elleri ayakları buz keserdi, ama farkına varamazdı Mustafam. Sıcak bir eşki (oralet) ısmarlar , evine yollardım , ‘’ilaçlarını da iç emi’’ diyerek. Zira ilaçlarını içmediğinde, onlarca kez düşüp bir yerlerini kırdığı , kanattığı olurdu. Çeker giderdi sözüme güvenerek. Yaşlı anası kendine bakacak halde değildi. Babasını , şehit abisini yıllar öncesi kaybetmişti. Başka yakını var mıydı bilmem.Yine bir kış günü, yağmurun şiddetinden arabam yolda kalmıştı . Oracıkta bir çörten altında gördüm Mustafa yı. Ne yapıyorsun Mustafam dedim. ‘’Yağmur yağıyor duruncu eve gidecem abi’’ dediğinde, ıslanmamış yeri yoktu garibimin. Çörten den buz gibi su akıyordu, tepeden tırnağa yıkanmıştı her yeri. Buz kesmiş ellerinden tutup evlerine götürdüğümde, yaşlı anacığının duaları içtendi, dokunaklıydı.

Binlerce kez şükür mevlam , dedim, akıl ve beden sağlım yerinde. Mustafa ile hukukumuz vardı özcesi. Sözümü dinler, arada ‘’Kimseye zararım yok değil mi abi’’ diye savunurdu kendini. Mustafa bir yıla yakındır ortalıkta yoktu. Nerede diye merakla sorduğumda, anası bir sedirde, Mustafa bir sedirde hasta yatıyor dediler, köhne evlerinde. Bu gün resmini görünce sitemizde , eyvah, Mustafa sonsuzluğa uçtu zahir, dedim.

Memleketten çok uzaktayım, Onu uğurlamak isterdim, Dayan Mustafam desem dayanır, kolayca vermezdi serini biliyorum. Ama kıyamam Mustafa’ma. Yaşamak kolay mı garip olana, kimsesiz olana?... Memleketimin vicdanına , merhametine teslim edilenlerden biri daha ebedi aleme göçüp gitti ya, ona bayram, bakanına bayram. Sahi, yaşamak kolay mı garibe, kimsesize.? Mekanın cennet olsun sert bakışlı , baygın bakışlı garibim, kimsesizim kadersizim...

Mehmet Erdoğan 26 Şubat 2018 Ankara