9 Ocak 2011 Pazar

TOPRAK İHANETİ ASLA AFFETMEZ


TOPRAK, İHANETİ ASLA AFFETMEZ
                             
         İsrail 19. Yüzyıl sonlarında Osmanlı’dan Filistin topraklarının kendilerine satılması talep ederler. Sultan 2. Abdülhamit yurt topraklarının kendi malı olmadığını, halkın malı olduğunu ifade ederek bu girişimlere karşı durur.
           Onca sıkıntıda olan Osmanlının aklını çelmek için Yahudiler bildik vaatlerde bulunurlar.
   “ Mali sıkıntılarına maddi katkılar,
    “Alacakları topraklarda üniversite kurarak, Osmanlı çocuklarının da bu okulda eğitilmesi taahhütleri,
    “Bu topraklarda Osmanlıya bir harp üssü açmak,
    “Avrupa’da Osmanlının dış siyasetine destek vermek
gibi oyunlar bir süre başarılı olmaz.
      Meşrutiyetin ilanıyla birlikte yönetime ağırlık koyan ittihat ve terakki yönetiminin desteğiyle Osmanlı kabinesinde üç Yahudi kökenli Osmanlı yurttaşı da bakan olurlar. Yoğun bir çabayla tekrar vaat edilmiş toprak dedikleri yerlerin ele geçirilmesi planlarını yürütürler. Bu amaçla bir şirket kurarak toprakları satın almaya başlarlar. Bu toprakların bir kısmı da ,” bu toprak vatan toprağı halkın toprağı” diye karşı duran Sultan Abdülhamit in şahsi toprakları olacaktır ne yazık ki. Sultan toprak satarda Filistinli Arap satmazımı?
      Böylece yönetenlerle yönetilen cahil halk birlikte, Ortadoğu’nun böğrüne kara saplı hançeri sapladılar. Her gün füze saldırılarında bebeklerin yürekleri, beyinleri savruluyor göğe. Yüzlerce fedai genç bedenlerini parçalıyorlar Özgür Filistin nidalarıyla. Bir kez yer yurt tutmuş Yahudi. Söküp atmak kolay mı? Toprak asla ihaneti affetmez. Günü kurtarmaya çalışan aptal insanlar, çocuklarını torunlarını Yahudi’nin vicdanına terk ettiklerini göremediler. Toprağını kaybeden uluslar gelecekleri yanında, namuslarını ve şereflerini de kaybediyor, buna tanık olmak ne kadar acı ise BUNDAN DERS ALMAMAK TA bir o kadar acı.                    Topraklarımız satılıyor, yıllardır. Yine aynı hükmünü işliyor tarih. Kim olduğu bilinen bilinmeyen kişilere, şirketlere. Kendi topraklarında ırgat bile olamayacak insanımız. Filistinliler gibi yer altı tünelleriyle dünyadan ilaç beklemek, gıda beklemek istemiyorsak birazcık hassasiyet gösterelim. Satmak zorundaysak kendi insanımıza satalım.
        Bu anlayış kimilerine göre ırkçılık, kimilerine göre çağa uyum sağlayamayan statükonun (mevcut durum) devamı olan ulusalcılık. Bu yaftayı yapıştıranlarda çağa uyum sağlayan açılımcı zevat. Ne yazık ki Filistin’de Irakta binlerce Müslüman katledilirken sessiz kalan Türküm demeyi nerdeyse küfür sayan insanlar. Çağa uyum sağlayamamak (statükoculuk) topraklarımıza sahip çıkmaksa, ulusumuzun birliğine sahip çıkmaksa, ”Ne mutlu TÜRKÜM diyene”  demekse, 80 yılda kazanılmış milli servetlerin eşe dosta peşkeş çekilmesine karşı durmaksa, statükocu olmak hepimiz için onur olmalıdır. Türk milletine her gün değişik bir kanaldan akıl veren bu insanların kökenleri araştırıldığında kimisi Kubilay’ın başını kesen Derviş Mehmed’in torunu, kimisi Boğazlıyan kaymakamı Mustafa bey’i katleden Kürt Nemrut Mustafa’nın torunları olduğunu görüyoruz, anlatamıyoruz!!!…
                      Mehmet ERDOĞAN
                                9 Ocak 2011

Hiç yorum yok: