22 Nisan 2020 Çarşamba

DEMEDİN Mİ????

Varlığımla sana olmuşken köle, 
Halimi bir kere sormadın bile, 
Herhalde sen beni seviyon kele
Deyince sen bana yoo  demedin mi?

Beni iyi dinle ver kulak dedim,
İkimize birer yer bulak dedim,
Eğer sevmiyorsan ayrılak dedim
Çar çabuk sen bana yooo demedin mi?

Bağrına takmıştın beyaz bir tafta,
Yerini almıştın birinci safta
Seviyon mu beni dedim sınıfta,
Hemen ce sen bana Heee demedin mi?

Yeşilhisar Anonim


26 Eylül 2018 Çarşamba

KARTAL BAKIŞLI MUSTAFA'YI TANIRMISINIZ ?

SAHİ , YAŞAMAK KOLAY MI GARİBE , KİMSESİZE? Küçükken bağ bahçe aralarında gezerdi, elinde kuş lastiği, bir ayağı aksak. Su arklarına düşerdi bazen, ama çevik ve atikti, çıkıverirdi düzlere. Dut mevsimini severdi en çok. Tam olgunlaşmadan , sığırcıklar dolardı tepesine dut ağaçlarının. Biz siftah etmeden yerle bir ederlerdi, kış boyu rüyalarımıza giren dutları. Kuş lastiğini kapıp giderdi Mustafa sığırcık avına. Çok iyi atıcıydı. Boşa sallamaz dı lastik ayadaki çakıl taşlarını. Pıt pıt düşerdi sığırcıklar . Can havliyle, ölüm telaşıyla çalı diplerine kaçarlardı vurulanlar. Onları bulmak , toplamak Mustafa için kolaydı. Bir iki çalı, diken sıyrıklarının ne önemi vardı ki.? Abisi henüz şehit olmamıştı. Sığırcığı birlikte yolar, temizler ve analarına teslim ederlerdi. Bir öğün kaygısı daha biterdi yuvada.

Çocuktu ama , yetişkinlerin bile korkulu rüyasıydı Mustafa. Göz arardı, boş boş bakan. Boş bir bakış yakaladı mı , yıldırır dı , perişan ederdi yakaladığını . Onun gözünde herkes hasımdı. Ama bazıları, kalbindeki kara listeden asla silinmedi. Ömrünce onlara öfkeli, kinli bakarak öpücükler yollardı. Bir pundunu bulup neden olduğunu bilmediğimiz hıncını almak isterdi. Hacasan, derdi, Adem derdi, Hamdi derdi ,yıllar önce vefat eden Eşkinin Salif derdi , değişik sıfatlar vererek. Kimi günler karakola gider şikayet ederdi onları. İki bileğini biri birine çatar, o gün ki hasmını kelepçeleteceğini anlatırdı önüne gelene.

Soğuk kış günleri elleri ayakları buz keserdi, ama farkına varamazdı Mustafam. Sıcak bir eşki (oralet) ısmarlar , evine yollardım , ‘’ilaçlarını da iç emi’’ diyerek. Zira ilaçlarını içmediğinde, onlarca kez düşüp bir yerlerini kırdığı , kanattığı olurdu. Çeker giderdi sözüme güvenerek. Yaşlı anası kendine bakacak halde değildi. Babasını , şehit abisini yıllar öncesi kaybetmişti. Başka yakını var mıydı bilmem.Yine bir kış günü, yağmurun şiddetinden arabam yolda kalmıştı . Oracıkta bir çörten altında gördüm Mustafa yı. Ne yapıyorsun Mustafam dedim. ‘’Yağmur yağıyor duruncu eve gidecem abi’’ dediğinde, ıslanmamış yeri yoktu garibimin. Çörten den buz gibi su akıyordu, tepeden tırnağa yıkanmıştı her yeri. Buz kesmiş ellerinden tutup evlerine götürdüğümde, yaşlı anacığının duaları içtendi, dokunaklıydı.

Binlerce kez şükür mevlam , dedim, akıl ve beden sağlım yerinde. Mustafa ile hukukumuz vardı özcesi. Sözümü dinler, arada ‘’Kimseye zararım yok değil mi abi’’ diye savunurdu kendini. Mustafa bir yıla yakındır ortalıkta yoktu. Nerede diye merakla sorduğumda, anası bir sedirde, Mustafa bir sedirde hasta yatıyor dediler, köhne evlerinde. Bu gün resmini görünce sitemizde , eyvah, Mustafa sonsuzluğa uçtu zahir, dedim.

Memleketten çok uzaktayım, Onu uğurlamak isterdim, Dayan Mustafam desem dayanır, kolayca vermezdi serini biliyorum. Ama kıyamam Mustafa’ma. Yaşamak kolay mı garip olana, kimsesiz olana?... Memleketimin vicdanına , merhametine teslim edilenlerden biri daha ebedi aleme göçüp gitti ya, ona bayram, bakanına bayram. Sahi, yaşamak kolay mı garibe, kimsesize.? Mekanın cennet olsun sert bakışlı , baygın bakışlı garibim, kimsesizim kadersizim...

Mehmet Erdoğan 26 Şubat 2018 Ankara

13 Mayıs 2017 Cumartesi

GARDAŞA EDİLECEK SÖZ KALMAMIŞ

GARDAŞA EDİLECEK SÖZ KALMAMIŞ

Hasrete , sevgiye sevdaya dair edilecek söz kalmamış. Şiir olmuş yazılmış, türkü olup dizilmiş satırlar, mısralar. Gurbete kahrımı nasıl ifade ederim bu sözcükler olmadan .


Yılan dağına kar yağmış,

Demir dağı duman almış,
Yazık oldu gençliğine,
Gurbet elde ziyan olmuş.

Dinmez akar gözüm yaşı

Nerde dostu arkadaşı
Ben gurbette kaybettim,
Dağ gibi kardaşı...

Dağ gibi gardaşı hiç gözü yaşlı görmedim. Bir kez, kara gözlüsü ne veda ederken süzülü vermişti göz yaşı. Son sarılışına yüreğinin isyanıydı  belli ki. Çok duygusal olduğu halde nasıl başarırdı yürek sızısının gözünde nem olmamasını... Nasıl söz geçirirdi göz yaşlarına. Benzi sararırdı , bazen iç geçirirdi sesli soluklu.. Yarım asırdan uzun gardaşlık ta sırlarına eremedim. Hiç canından bezdiği olmadı mı derim aklıma geldikçe. Gurbet şu dağların ardı dediğimiz gurbet değildi. Hastahane köşelerinde mahzun mahzun kadere boyun eğişini göremedim. Acılarına ağrılarına ortak olmak olmak istesem ne ifade eder dileğim. Ömrümden ömür ver yaradan dediğim günlerde , dileğimi, yakarışımı duyuyor gibiydi. Biraz mutlu oluyor,  biraz çaresiz , kahrolası  derdine kahrediyordu.

 Vermez miydim ömrümden ömür , gadasını, belasını alamadığım...

 Bu mevsimdi , tam da bu vakit. ''İlk sınavı verdim, gerisini de başaracağım '' diyor, bizi oyalıyor du. Soluk benziyle Selen'i ni mutluluktan uçuruyordu. Saçlarını rüzgara verdikçe Selen, o da Selen in rüzgarına anılarını veriyor, bir bir geçiyordu yokluk yoksulluk ve varsıl günleri gözlerinin önünden. Yakın olsaydı diğer ciğer pareleri , onlara da verirdi  son takatını dermanını, hatta kalan ömrünü. 


Bu satırlar olmadan olmuyor ... Yavrularına , ciğer parelerine fedakarlığını bu satırlar ifade eder ancak. Bizim de ona olan sevdamızı.. Öl deseydin ölmez miydim, yüreğinde bin yıl mahkum olmak şerefim olmazmıydı.?.. Kabrinde kan kırmızı açan tomurcuklar cennetinin müjdecisi gibi. Sevenlerin güllerini kurutup arada göz yaşlarıyla ıslatıyor , günlendiriyor, . Kış günlerinde üşümeyesin diye harlı yürekle dualar salıyoruz, yattığın yer nur olsun diye dualardayız akşam sabah.. Ömrümüz oldukça seninleyiz, seninle olacağız...



Be hey vicdansız yüreksiz 
Öl deseydin ölmez miydim 
Sen efendi ben de köle 
Ol deseydin olmaz mıydım 


Tutuşurdum ateşinle 
Ölürdüm senin uğrunda 
Diz çöküp önünde secde 
Kıl deseydin kılmaz mıydım 


Gerek yoktu yanmalara 
Yanıp ta kül olmalara 
Benim İçin ummanlara 
Dal deseydin dalmaz mıydım 


Bilirsin sevdan dır ahtım 
Ne tac isterim ne tahtın 
Yüreğinde bin yıl mahkum 
Kal deseydin kalmaz mıydım 


Yanardım yanardağ gibi
Püskürürdüm lavlar gibi 
Sonbaharda yaprak gibi 
Sol deseydin solmaz mıydım 


                                              

13 Mayıs 2017
Mehmet Erdoğan

8 Nisan 2014 Salı

ANILARA   TUTUNMAK

Bir kare fotoğraf paylaştım çocukluk arkadaşım Bahattin’e ve bu güzel anılar demeti çıktı ortaya. Anılara tutunarak yaşamaya çalıştığımızı itiraf edeyim. Hayallerimiz kül oldu, elde tek anılarımız kaldı..

Mehmet Erdogan  Sevgili kardeşime, Yeşilhisar dan bir güzel konakla selam ve sevgilerimi yolluyorum. Ceto nun evini tanıdın sanırım. Çocukluk günlerimizin salyangozu bol, bereketli, şirin, cıvıl cıvıl bahçeleriydi buralar. Nerden nereye bunun için söylenmeli sanırım.  
Bahattin Meydaner  Sevgili Kardeşim; O resmi görünce gerçekten çok duygulandım. Vallahi sigara parası için Çeto'nun evinin olduğu su argından çoook fiske topladım. Beni alıp taaa geçmişlere götürdün. çok duygulandım. arada Rafet Erdem'le kulağını çınlatıyoruz. Selamlar
Mehmet Erdogan İşte böyle bir geçmişin güzellikleri, yokluk ve yoksulluklarıyla bölüştüğümüz dünyamız... Salyangoz topladığını gördüğümü anımsamıyorum ama sıcak para bulma alternatifleri o kadar azdı ki, aksi bir düşünce mümkün değil... Bir kare fotoğraf nerelere götürdü bizi. Yanı başında tekke de sınıf geçme olasılıklarının test edildiği, sola dönersem kaldım, sağa dönersem geçtim... Gibi. Sağa da dönsek sola da dönsek sınıf atlayamadık maalesef, hep ben Ali ağa, sen Lülük olarak kaldık. İyi ki de sınıf atlamamışız, yoksa böylesi içten satırları nasıl yazar, çocukluk günlerimizin iç sızısı yoksulluğunun keyif olduğunu nasıl fark edebilirdik. Rafet beye de selamlarımı ilet lütfen, çok özledim seni ve Rafet beyi. Dişlerim yamulur yamulmaz geleceğim , ellerine teslim olacağım güzel insan, sevgili dostumun..


Bahattin Meydaner  Estağfurullah, sigara parasını temin etmek için salyangoz toplama olayı sadece bana ait. Mehmet vallahi o kadar güzel ve dokunaklı yazıyorsun ki edebiyat hocaları halt etmiş. Sevgiler iyi akşamlar
Bahattin Meydaner Gerçekten de derslere yeterli çalışmayız. zor soru sormasın diye affedersin kurt ağzı bağlatır gibi hocaların ağzını bağlattırmak için Dangalağın Sofu nun evini birden bulurduk.


Mehmet Erdogan Harikasın Bahattin, nasılda özlemişiz itin önüne atsak dönüp bakmayacağı günlerimizi...
Mehmet Erdogan Yok be Mehmet'im, sevgi saygı ve sair insani değerler harikaydı ama, yoksulluk çok kötüydü. Kışları tütün parası ve bizim dergi paralarımızı temin etmek için, babam kirmen yapardı, soba başında. Cızlavet marka olduğunu bilemediğimiz, kara lastik ayakkabılara gözümüz gibi bakardık. Bez den, çaputtan yaptığımız topla oynarken, o lastik ayakkabıları çıkardığımız olurdu. Ayaklarımız top yerine taşlara değdiğinde, ciğerimizde hissederdik o sızıları. Karlı kış günlerinde, önlük ve içimize giydiğimiz kaputta denilen Amerikan bezinden analarımızın diktiği içlikti kıyafetimiz. Eldiven, yün çorap mı?.. Gülesim geldi. Bizim ömrümüz piyangodan çıktı, piyangodan. Az özürlü olanlar bile dayanamazdı bu şartlara. Aranın hastalıkları çok mahirdi. Alıp alıp götürürdü sabi leri. Biz piyangodan çıkanlar çok sağlammışız çoook.  

Bahattin Meydaner & Mehmet Erdogan



Anılara Tutunmak......